
Ruhsal Değişimler ve İletişim
- Gönderen Yutek
- Tarih Ocak 8, 2021
Ruhsal Değişimler ve İletişim
Sevgili Yüksek Teknoloji Koleji Öğrencileri,
Bu hafta sizlerle Yüksek Teknoloji Koleji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi olarak ruhsal değişimler ve ergenlik dönemi gelişim özellikleri hakkında konuşacağız.
Lise dönemindeki bireyler olarak çocukluktan yetişkinliğe doğru bir geçiş sürecindeyiz. Bu süreç birçok fiziksel beden değişimlerini ve ayrıca ruhsal değişimleri birlikte getirmektedir. Ergenlik sanılanın aksine öfke ve stres yoğunluğu içeren, sürekli kavgaya sebep olan bir dönem değildir. Elbette ergenlik döneminde arkadaş çevresiyle ve aileyle tartışmalar olur ancak bu tartışmaların bizlere gösterdiği önemli bir nokta vardır; Birey olmak. Artık kendi sınırlarımızı belirlemek, kendimize ait bir yaşam tarzı oluşturmak istiyoruz, düşüncelerimiz duyulsun, bizlerle bir birey gibi iletişim kurulsun istiyoruz. Bunlar oldukça doğal istekler ancak bu istekleri nasıl ifade ettiğimiz, ailemiz ve arkadaşlarımız tarafından nasıl algılandığımız ve onların bize olan tutumları bu geçiş döneminin nasıl geçeceğini belirliyor.
Birçoğunuz geçen yıldan daha farklı hissediyor olabilir. Vücudumuzda meydana gelen hormonel değişimler bize kendimizi daha durgun, daha enerjik veya daha öfkeli hissettirebilir. Artık dış görünüşümüze daha dikkat ediyoruz, özgürlüğümüzün kısıtlanmasından hoşlanmıyoruz, kendimize daha fazla vakit ayırmak istiyoruz. Arkadaşlarımızla daha çok vakit geçiriyoruz, çünkü bizi anlıyorlar. Sosyalleşmek, çıkıp dolaşmak istiyoruz. Bunların hepsi oldukça doğal ve bizi bir sonraki gelişim dönemine, yetişkinliğe hazırlayan değişimler. Ancak bu değişimler doğal diyip bırakmak olmaz, değişimleri kontrol altına almak bize hem duygusal hem sosyal açıdan güvenli bir ortam sağlar. Ergenlik dönemini iyi tanımalı ve bu dönemde karşımıza çıkabilecek sorunlarla ilgili işlevsel problem çözme yolları geliştirmeliyiz.
Ruhsal olarak ergenlik dönemi özelliklerine baktığımızda utanç, suçluluk duygusu, öfke, kaygı gibi duyguların sıklıkla yaşandığı görülmektedir. İnsanlar olarak bazen öz eleştiri konusunda yanılgılara kapılabilir kendimizi objektif değerlendiremeyebiliriz. Ergenlik döneminde de bu durumla ilişkili konular sıklıkla karşımıza çıkar. Kendimizi başarısız veya işe yaramaz görme eğilimindeysek durup bir bakmalıyız, gerçekten öyle mi? Güçlü yanlarımızı tanımak ve yeterliklerimizin farkında olmak her gelişim döneminde olduğu gibi ergenlik döneminde de iyileştirici bir faktördür. İletişim kurmak, sosyalleşmek bu dönemde daha ön plana çıkıyor demiştik. İletişim ve duygu durumla ilgili konulardan da kısaca bahsedelim.
Öncelikle duygu durumunuzun özel bir sebepten mi yoksa dönem özelliklerinden mi kaynaklandığını bulmalıyız. Bunun için kendimize nasıl hissettiğimizi sormak ve bu hislere neyin yol açtığını düşünmek oldukça önemli. Evet artık büyüdük, çocuk değiliz ve düşüncelerimiz, duygularımız en az diğerleri kadar önemli.
Hepinizin bir an için düşünmesini rica ediyorum; Sizler kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?
Kendimizi ifade etme biçimimiz birçok değişken tarafından etkilenir. Burada başrolü genelde duygularımız ve düşüncelerimiz oynar. Öfkeleniyoruz, mutlu oluyoruz, üzülüyoruz, heyecanlanıyoruz ve bunun sonucunda tepkiler veriyoruz. Peki bu tepkiler bizi ne kadar yansıtıyor, kendimizi gerçekten karşı tarafa anlatabiliyor muyuz?
İletişim karşılıklı bir süreçtir öncelikle bunu atlamamamız gerekir. Bizler karşı tarafa bir şeyler aktarırken kelimeler karşı tarafın zihninde birleşir ve algısıyla şekillenir. Algı kişiden kişiye farklılık gösterdiğinden kimi zaman farklı anlaşılabiliriz. Olası yanlış anlamaların önüne geçmenin en sağlıklı yolu ise içten ve açık bir iletişim kurmaktır. Cümlelerimizi kurarken söylemek istediğimizi, duygumuzu ne kadar ifade ediyor buna bir bakmalıyız. Ailemizle yaşadığımız bir tartışmada karşı tarafa “Senden nefret ediyorum!” derken gerçekten nefret mi ediyoruz, yoksa öfkemiz veya kırgınlığımız nedeniyle mi karşı tarafa bunu iletiyoruz? Çoğu zaman bu cümledeki “nefret” nefret olmaz. Çoğu zaman karşı taraftaki insanla iletişim kurarken beklentimiz karşılanmadığında, hayal kırıklığına uğradığımızda, değersiz hissettiğimizde veya üzüldüğümüzde ondan “nefret” ederiz. Dolayısıyla bu gerçekten ne hissettiğimizi yansıtan bir cümle olmaktan çok bizim kırgınlığımıza karşı diğer tarafı da kırmak için sarf ettiğimiz bir cümledir.
Oysa bunun yerine “çok üzüldüm, şu an kendimi değersiz hissediyorum” dediğimizde hem kendimizi doğru ifade etmiş hem de karşı tarafa bizi anlaması için bir şans vermiş oluruz. Bu nedenle iletişimde kendimizi nasıl ifade ettiğimiz ve sözcükleri nasıl kullandığımız önem taşımaktadır.
Sevgili Yüksek Teknoloji Koleji öğrencileri, özellikle bir birey olmaya çabaladığımız, kendi düşüncelerimiz için mücadele ettiğimiz bu ergenlik döneminde, kendimizi bir yetişkin olmaya hazırlarken iletişimin gücünü beraber keşfedelim ve bu gücü kullanalım. Bir sonraki yazımızda duygularımızı, düşüncelerimizi nasıl aktarabileceğimizi ve “ben dilini” ele alacağız.
Sağlıkla kalın,
Yüksek Teknoloji Koleji Rehberlik Servisi
Şunları da sevebilirsiniz
Yıllık Çalışma Takvimi
YILLIK ÇALIŞMA TAKVİMİ
Pandemi Sonrası Okula Dönüş
